Bir gün aslanın canı sıkılmış. “Bu can sıkıntıma çareyi bulsa bulsa tilki bulur” diyerek, tilkiyi huzura çağırtmış:
“Tilki kardeş benim canım sıkılıyor, çabuk bu sıkıntıma bir çare bul” demiş.
Tilki alaylı alaylı gülerek:
“Tamam, buluruz kralım, hemen buluruz.”
“Peki, ne yapacaksın, nasıl bir çare bulacaksın söyle bakalım.”
“Sayın kralım, şimdi ben sizin kulunuz aptal tavşanı çağıracağım. Siz de ona ‘hani senin başında şapkan’ dersiniz. O da ‘şapkam yok’ diyecektir. Siz de bu cevaba kızar basarsınız ona tokadı, güzelce döversiniz. Göreceksiniz öfkeniz nasıl geçecek” demiş.
Tavşanı çağırmışlar. Güzel tavşan kuyruğunu iki ayağının arasına kıstırarak, bıyıklarını aşağı eğerek, ağzını da güzelce kapatarak yavaş adımlarla çıkmış aslanın huzuruna:
“Emret kralım bu aciz kuluna” demiş.
Aslan da:
“Hani senin başında şapkan, benim huzuruma böyle şapkasız nasıl çıkarsın” demiş.
Tavşan da:
“Ama sayın kralım, tavşanların şapkası olmaz ki” demiş.
Bu sefer aslan kükreyerek:
“Bak bir de benim emirlerime karşı geliyor, lafımın üstüne laf koyuyor” diyerek girmiş tavşana tekme tokat.
Masum tavşanı bir güzel döven aslanın sinirleri biraz yatışmış.
Aslan bundan sonra her canı sıkıldığında bir mazeret bulur zavallı tavşanı dövermiş. Fakat bir gün canı sıkıldığında tavşanı dövmek için geçerli bir neden bulamamış. Tilkiyi çağırmış nasıl bir mazeret bulabileceklerini sormuş. Tilki de:
“Kolay kralım, bu sefer de bir kuş eti bulup getirmesini söyleriz. Kuşu tüylü getirirse ‘bunun tüylerini niye yolmadın’ der basarsınız sopayı. Eğer kuşun tüylerini yolar da getirirse ‘niye yoldun bu kuşun tüylerini, kuşun tadı tüylerindedir’ der, gene basarsınız sopayı” demiş.
Tilki güzel tavşancığı gene çağırmış aslanın huzuruna. Aslan kükremiş:
“Ey bıyıklarını sevdiğimin tavşanı çabuk bana bir kuş bul getir” demiş.
Zavallı güzel tavşancık inin kapısından dışarı çıkacağı sırada hemen geriye dönüp aslana sormuş:
“Ey kralların kralı sevgili sultanımız. Bulduğum kuşun tüylerini yolup da mı getireyim, yoksa tüylü mü yemek istersiniz?” demiş.
Oyununun tutmadığını anlayan aslan küplere binip bağırmış ve:
“Nerede ulan senin şapkan?” deyip, basmış sopayı tavşana.
**
İnsanlar birilerine zarar vermek istedikleri ya da zevklerini tatmin etmek istedikleri zaman mutlaka bir bahane bulurlar.
Bahane bulamazlarsa yalaka bulurlar. Özellikle belli bir güç ve mevki sahibi iseler etrafındayalakalar eksik olmaz.
Efendilerini memnun etmek ve de kendilerini beğendirmek adına olmadık dümen çeviren bu yalakalar, amaçlarına ulaşmak için masum insanlara zarar vermekten ve onları aşağılamaktan da asla çekinmezler.
O efendiler de güç ve makamın verdiği sarhoşlukla hak ve adaletten uzak, kendilerini her şeyi yapmaya haklı görürler.
Diğer yandan muarızlarını alt etmek ya da onları küçük düşürmek için düşüncelerini aptalca savunan,söylem ve eylemleri ile mantıksız ve gülünç duruma düşen tipler için de bu hikâyemizi misal gösterebiliriz.
Daha fazla yorum yaparak ufkunuzu ve hayal gücünüzü daraltmayayım. Eminim siz bu hikâyeden yola çıkarak birçok şeye ulaştınız.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.