Bu haber kez okundu.

Demirtaş: Milletvekillerimizin tutuklanmasına dönük hazırlık var

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İmralı’da bayram öncesi PKK lideri Abdullah Öcalan’la gerçekleşen görüşme, belediyelere kayyum atamalarının ardından sıranın milletvekillerine geldiği yönündeki tartışmalar ve Türkiye’nin Suriye’de başlattığı ‘Fırat Kalkanı’ operasyonu ile HDP heyetinin Irak Kürdistan Bölgesi’ne gerçekleştireceği ziyarete ilişkin açıklamalarda bulundu.

Demirtaş, hükümetin bazı HDP’li milletvekillerine dönük tutuklama hazırlığında olduğunu söyledi, zaman verdi: “Muhtemelen Ekim ayı itibariyle milletvekillerine dönük zorla getirme ve tutuklama operasyonları başlayacak.”

Demirtaş, Türkiye’nin Cerablus’a yönelik operasyonu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bab’a iniyoruz” açıklaması için ise “Bab’ı aldık, Rakka’yı aldık, Şam’ı aldık gazı altında Türkiye gerçekten de savaşın en ağır faturasını ödemiş bir ülkeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın Dicle Haber Ajansı’ndan (DİHA) Hayri Demir’e yaptığı açıklamalardan satır başları şöyle:

İmralı görüşmesi ve Öcalan’ın mesajı

“15 Temmuz darbe girişimi yaşandığı saatlerde İmralı’da Sayın Öcalan’ı hedefleyen bir saldırı girişimi olmuş ve orada bir çatışma yaşanmıştı. Bu bilgi tarafımızca da teyit edilmişti. 570 yakın bir süredir Sayın Öcalan’dan doğrudan bir haber alamamıştık. Darbe girişimi sonrasında can güvenliği ve sağlığına ilişkin ciddi kaygılar oluşmuştu.

“Bu nedenle kamuoyunda da ciddi bir hassasiyet olmuş ve kendisinden bir haber almak konusunda bir duyarlılık gelişmişti. Diyarbakır’da da aralarında milletvekillerimizin de bulunduğu 50 Kürt siyasetçi bu çerçevede bir açlık grevi başlamıştı. Hükümet işin ciddiyetini kısa sürede anladı ve bayram vesilesiyle Mehmet Öcalan’ı, Sayın Öcalan’la görüştürmek için bir fırsat yarattı.

“Sayın Öcalan, kardeşi Mehmet Öcalan aracılığıyla mesajlarını kamuoyuna aktardı. Aslında görüşmenin özü yapılan açıklamada ifade edilmiş durumda. Bunun dışında özel bir bilgi paylaşımı ya da sürecin yeniden başladığı ya da başlayacağına dair herhangi bir aktarım söz konusu değil.

“Fakat kamuoyuna açıklanan mesajda da Sayın Öcalan, çözüm konusunda şimdiye kadar nerede duruyorsa pozisyonunu koruyor. Yani halen diyalogdan, müzakere masasının yeniden kurulmasından ve savaşın şiddetsiz çözümünden yanadır. Ölümlerden ızdırap duyduğunu ifade ediyor ve kişisel olarak da ölümlerden rahatsızlık duyduğunu açıklamaktan da çekinmiyor. Bu çok insani ve ahlaki bir duruş olarak hep kamuoyuna yansıdı.

“Sadece Kürt halkı değil, Türkiye halkları da Öcalan’dan gelecek mesajı her zaman önemsedi. Şimdi bir insani görüşme ve bayram vesilesiyle yapılmış bir görüşmede Sayın Öcalan bir kez daha önemli bir mesajı paylaşmış oldu.

“Bu mesajdan şunu anlıyoruz; devlet ve hükümet yeniden müzakere masasının kurulması konusunda bir isteğe sahip değil. Sayın Öcalan’ın durduğu yer aynı, fakat Erdoğan’ın ya da devletin ve hükümetin durduğu yer 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatı öncesi yer değil. Devlet barış noktasında durmuyor. “Devlet halen ısrarla bir teslim alma politikası yürütüyor. Bu İmralı ve İmralı dışındaki her yer için de geçerli. Sayın Öcalan da onurlu bir barış konusundaki ısrarlı tutumunu koruyarak aslında bu tasfiye girişimlerine karşı bir direniş ortaya koyuyor.

“Verilen mesajlardan yeni bir çözüm sürecinin başlamak üzere olduğu şeklinde bir bilgi değildir. Böyle olsaydı bunu kamuoyu ile paylaşmaktan mutluluk duyardık.

Görüşme sonrası hükümetle temas oldu mu?

“Hükümetle bizim bu vesilesiyle resmi bir görüşmemiz olmadı. Bu konuda hükümetten bir mesaj da almış değiliz. Kendileri sessiz kalmayı tercih ettiler ve Sayın Öcalan’ın barış mesajına olumlu yanıt vermeyerek aslında sorumluluktan kaçtılar.

“Bir yandan bu barış mesajına açıkça aleni bir şekilde hayır demeyi de göze alamadıkları için savaş politikalarının çok açık bir şekilde teşhir olacağını bildikleri için sessiz kalmayı tercih ettiler.

“Hükümet, Sayın Öcalan’ın verdiği mesajı iyi biliyor. Bu bir çözüm mesajıdır. Fakat sözlü olarak buna cevap vermemiş olsa da aslında buna pratikte cevap vermiş oldu.

“Görüşmenin olduğu gün kayyum atamalarını yaparak bir şekilde Sayın Öcalan’ın mesajlarına pratikte cevap vermiş ve barış çağrısını elinin tersiyle itmiş oldu. Bugüne kadar yürüttüğü savaş politikasında ısrar edeceğini pratikte de gösterdi. Yine Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Başbakan’ın yaptığı sert açıklamalar doğrudan olmasa bile dolaylı Sayın Öcalan’ın mesajına cevap niteliğinde değerlendirilebilir.

Belediyelere kayyum atamaları

“Kayyum atamaları ile ilgili zaten kanun, hukuk ve uluslararası mevzuatlar ayaklar altına alınmış durumda. Hiçbir şekilde hiçbir mevzuata uymayan gasp yöntemiyle, demokratik siyaset tarzına da uymayan bir gasp yöntemiyle halkın elinden alınarak devlete ve AKP’ye teslim ediliyor.

“Bunun genişleyeceği anlaşılıyor. Mevcut durumda 24 DBP’li belediye ile yetinilmeyecek. Kendilerince irade kırma noktasında müdahale edebilecekleri her belediyeye bu şekilde müdahale etmek isteyeceklerdir.

“Fakat kayyumların çalışamayacağı, iş yapamayacağı başından beri belliydi. Biz de zaten çağrımızı yapmıştık. Halk kayyımı normal bir seçimle iş başına gelmiş bir yönetici gibi saygın bir tutumla karşılamayacaktır. Bu bizim yaptığımız çağrı, zaten kayyumın bir darbeci anlayışla halkın iradesine el koyan anlayışla yönetime getirilmesine karşı aslında en örgütlü tepkidir. Kayyumlar halk nezdinde itibarı olmayan iradelerdir.

“Bizim ataması yapılan kayyumların şahsı ile ilgili bir sorunumuz yok. Bizim tepkimiz şahsiyetlere değil o zihniyetleredir. O zihniyet halk ve partilerimiz tarafından tanınmayacaktır.

“Kayyumla çalışmayı doğru gören STÖ’ler de halk nezdinde itibarlarını kaybederler. Kayyum bir darbeci değilmiş gibi kayyumla el ele iş yapan herkes, halk nezdinde itibarını kaybeder. Herkesin kayyuma karşı tutum alması lazım.

HDP milletvekillerine yönelik tutuklama

“Bazı milletvekillerimizin de tutuklanma hazırlığı içerisinde olduklarını biliyoruz. Özellikle İçişleri Bakanı’nın 22 ilin valisini olağanüstü bir şekilde çağırıp bir güvenlik toplantısı yapması, gün boyunca planlama yapması biraz bu yönlüdür.

“Muhtemelen Ekim ayı itibariyle milletvekillerine dönük de zorla getirme ve tutuklama operasyonları başlayacak. Buna karşı da sert güvenlik tedbirleri alınması konusunda da bir hazırlık olduğu anlaşılıyor.

“Demokratik siyaset yerelden genele kadar, kadından gençliğe kadar bütünlüklü bir savaş konsepti çerçevesinden ezilmeye çalışılıyor. Hükümetin hazırlığı budur. Bir görüşme ve müzakere hazırlığı değildir.

“Biz de bütün bu ihtimalleri gözeterek zaten aylardır çalışmalarımızı buna göre sürdürüyoruz. Tek bir arkadaşımız bu iradeye teslim olmayacaktır. Gerek yerel yönetimler de gerek parlamento grubunda tek bir aykırı ses yoktur. Hiçbir şekilde diz çöktüremeyecekler. Elimizdeki bütün imkânlarla sonuna kadar demokratik siyasetin onuru, Kürt halkının özgürlük mücadelesi korunacaktır. Bu saldırı dalgası ancak direnerek kırılabilir. Bizim de hazırlığımız bu yöndedir.

HDP’nin Erbil ziyareti

“Güney Kürdistan’daki bütün siyasi partiler ile bir araya geleceğiz. Temel amacımız; Kürtler arası diyalogu ve işbirliğini geliştirmek, güçlendirmektir. Ulusal Kongre hazırlıkları sekteye uğradı ve maalesef bir toplanma durumu gerçekleşmedi. Tabi bu konuyu bir kez daha muhataplarımız ile konuşmak istiyoruz; Ulusal Kongre hazırlıkları tekrar yapılabilinir mi diye? Fakat bundan önce Kürt hareketlerinin, Kürt partilerinin, Kürt siyasi liderlerinin birbiriyle aralarındaki diyalogu da geliştirmemiz lazım. Yani Kürt siyasi hareketleri ve Kürdistani partileri, birbiriyle sadece basın üzerinde konuşan ve kırıcı, incitici bir üslupla birbirlerine dönük bu tarzı bırakmalılar. Bu bütün Kürt hareketleri için geçerlidir. Kürtler arası birliğe hizmet edecek yeni bir süreci başlatmak zorundayız.

“Süleymaniye’de bulunan bütün siyasi partiler ile Sayın Mesut Barzani, Sayın Neçirvan Barzani ile görüşmelerimiz olacak. Hakeza Süleymaniye’ye geçtikten sonra sağlık durumu el verirse Sayın Celal Talabani ve YNK Politbüro yetkilileri, Goran Hareketi ve Komela yetkilileri ile de bir araya gelip, görüşlerimizi onlarla da paylaşacağız.

Türkiye’nin Cerablus’a yönelik operasyonu

“Türkiye’de ordunun çökmüş olan moralini halk nezdinde bitmiş olan itibarini yeniden tazeleme operasyonudur. Bununla birlikte fiili olarak da tanklar ve ordu güçleri ile oraya girerek, Kürtlerin oradaki ilerleyişini durdurmak da hedeflendi. Ama bugün havuz medyasının anlattığı gibi değildir durum, sahada öyle bir ilerleme yok.

“Tabi ki Türk ordusu zayıf bir ordu değil, çaresiz bir ordu değil. Bölgenin en güçlü ordularından biridir. Fakat günümüzde belli bir savaşı kazanmak ordunun güçlü olmasıyla ilgili bir durum değildir. Yani haklı olmak, meşru olmak, doğru olmak, ittifaklarını doğru kurmak ve doğru bir siyasi hat üzerinde ilerletmek önemlidir.

Erdoğan’ın “Bab’a iniyoruz” açıklaması

Türkiye burada kaybediyor ve bizde şunu söylüyoruz; yani Erdoğan ve AKP gerçekten saf değiller ise bir kez daha kandırılıyorlar. Yani 14 yıllık tarihleri boyunca gelen onları kandırdı, giden kandırdı. Her seferinde dönüp dolaşıp ‘Kandırıldık, kandırıldık’ diye hayıflandılar.

“Görünen o ki, gerçekten saf değillerse bir kez daha kandırılıyorlar ve Suriye bataklığına çekiliyorlar. Suriye’deki bütün fatura Türkiye’ye çıkarılır. Tek kaybeden Türkiye olur. Türkiye’yi öylesine bir açmazın içerisine sokarlar ki bu Bab’ı aldık, Rakka’yı aldık, Şam’ı aldık gazı altında Türkiye gerçekten de savaşın en ağır faturasını ödemiş bir ülkeye dönüşür.

“Hali hazırda zaten Suriye’deki savaştan Suriye’den sonra ikinci düzeyde en fazla zarar gören ülke Türkiye’dir. Görünen o ki, Türkiye’yi bu hataya sürüklüyorlar.

“Bu hatadan çıkışın tek yolu Kürtler ile işbirliğidir. Yani bunu HDP Eş Genel Başkanı ve bir Kürt olarak ifade etmiyorum. Makul bir akli seçenek şu anda Ortadoğu bataklığında işbirliği yapabilecek yegâne ilerici gücün, Kürtler olduğunu görebilir. Normal bir zeka ile bunu anlayabilirsiniz. Umut ediyorum ki kısa sürede yaptıkları hatanın farkına varırlar.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.