Bu haber kez okundu.

Başbakan Yıldırım'ın tarihe geçen talimatı

15 Temmuz'un hain darbe girişimin üzerinden tam 1 yıl geçti. 15 Temmuz 2016 Cuma günü Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ mensubu bir grup subay tarafından başlatılan darbe girişimi, tüm yurtta 21 saatte kontrol altına alındı.

O gece FETÖ'cü hainlere karşı gösterilen direnişte bir çok olay ve kahramanlık hikayesi Türkiye tarihe geçti.

BAŞBAKAN YILDIRIM: VUR! SESİMİ DE KAYDET

15 Temmuz akşamı FETÖ'cü askerler tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sırasında Ankara ve İstanbul'da helikopter ve F-16'larla terör estirmişti.

Başbakan Binali Yıldırım, TBMM ve Ankara Emniyeti'ne saldıran, İstanbul ve Ankara'da alçak uçuş yaparak vatandaşı korkutmaya çalışan darbecilerin kontrolündeki F-16 ve helikopterlerin vurularak etkisiz hale getirilmesini istedi.

Başbakan Yıldırım, bir Havacı korgeneral ile temasa geçerek Ankara ve İstanbul hava sahasını kapattırdı ve Korgeneral’e uçan bütün unsurların vurularak etkisiz hale getirilmesi talimatını verdi.

Başbakan Yıldırım o gecenin tüm gidişatını değiştirecek emri verdiğinde karşısındaki komutandan 'yazılı emir gerekiyor' cevabıyla karşılaşıyor. Her dakikanın hayati önem taşıdığı o anda bu cevaba sinirlenen Başbakan Yıldırım, telefonda görüştüğü komutana bağırarak "Ben bu saatte sana nereden yazılı emir vereyim, sesimi kayda alın vurun." diyor. 

Başbakan Yıldırım ise o anı şöyle anlattı;

Çok ayak direttiler. Uçaklar alçak uçuş yapıyor, Meclis'i, Özel Harekatı bombaladılar. Külliye'ye ateş açtılar, bombaladılar. Özel Kuvvetlere, İstanbul'da tarama yaptılar falan. Epey mücadele ettik, yani bu uçakların çekilmesi, bombaların, saldırıların durdurulması için.

"KOMUTAN YAZILI EMİR İSTEYİNCE: VUR! SESİMİ DE KAYDET"

"Vurun" dedik, yazılı emir istediler. Dedik ki, "Bak bu söylediklerim hep yazılı emir, ya bunu yaparsınız ya da sabah ben size gösteririm. Bu iş bitecek ve bunun hesabını siz vereceksiniz."

"Balıkesir'de, Diyarbakır'da, Bandırma'da, Dalaman'da uçağımız yok."

Nerede var? "Erzurum'da."

Peki, gelsin. "Efendim 1,5 saat sürer."

Tamam, olsun.

"Efendim, uçaklar bomba yüklü değil."

Peki, yükleyin, ne kadar sürer?

2 saat.

Olsun dedim. 

Sonra 3 uçak geldi ve işin seyrini değiştirdi.

Ankara'daki saldırıları, bombaları atan uçakları baskıladı.

Helikopterleri uzaklaştırdı.

Hatta onlara "vurun" dedim.

Bu sefer "Efendim, işte meskün mahal, şu olur, bu olur."

"Kardeşim, vurmayacaksanız, risk görüyorsanız o zaman baskılayın, çıkarın."

Şehir dışına çıkarın, çıkaramazsanız da "vurun" dedim.

 F-16'LARA KARŞI ILGAZ TÜNELİ

Başbakan Binali Yıldırım, darbe girişiminin yaşandığı gece, İstanbul’dan Ankara’ya soluk soluğa bir serüven yaşadı...

15 Temmuz akşamı saat 21.30...

Başbakan Binali Yıldırım, Dolmabahçe Sarayı’nda programındaki son görüşmeyi de yapıp evine doğru yola çıktı. Bütün isteği bir an önce Tuzla’daki evine gidip, kendisini bekleyen torunlarını kucağına almaktı.

Üzerinde günün yorgunluğuyla geçti Boğaziçi Köprüsü’nü... Saatler 22.00’yi gösteriyordu... Anadolu yakası tarafına geçtikten sadece 5-10 dakika sonra köprünün trafiğe kapatıldığı haberini aldı. Kısa süreli şaşkınlığını peş peşe gelen telefonlar bozdu... Danışmanları Başbakan’a İstanbul’da bulunan her iki köprünün de asker tarafından kapatıldığını söylüyordu.

Yıldırım, evine vardığında kriz masası kurulması kararı aldı. Bu arada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile telefon görüşmesi yaptı. Vatandaşa ‘sokağa çıkın çağrısı’ yapma kararı da bu görüşmede alındı.

YOLA HER ZAMANKİ KORUMASIYLA ÇIKTI

Başbakan’ın hedefi en kısa sürede Ankara’ya dönmekti. Bir yandan televizyon kanallarında canlı yayına katılarak halka ‘sokağa çıkın’ çağrısı yapan Başbakan, bir yandan da Ankara’ya en güvenli şekilde ulaşmanın planıyla uğraşıyordu.

Saat 23.00 sularında eşi Semiha Hanım’ı da alarak Ankara’ya doğru yola çıktı. Yanında sadece her zamanki korumaları ve şoförü vardı. Taşıdığı güvenlik riski nedeniyle havayolu yerine karayolu tercih edildi.

AÇILMAYAN TÜNELDE BİR BUÇUK SAAT

Başbakan’ın aracı, hava saldırıları ve kontrol dışı duruma önlem olarak Bolu’ya değil, daha uzun olmasına karşın Kastamonu yoluna yöneldi. 

Ancak Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde makam arabasının terörist saldırıya uğradığı Ilgaz Dağı yerine henüz yapımı devam eden ve açılmayan Ilgaz Tüneli’ne gelindi.

Gerek korsan uçuşlarla başkenti savaş alanına çeviren F-16’ların olası hava saldırısına karşı önlem amacıyla gerekse konumunu belli edecek sinyalleri engelleme amaçlı olarak Ilgaz Tüneli’nin içindeki şantiye binasına girildi. 1.5 saat burada kalındı. Bu süre içinde Ankara ile temas kesintisiz devam etti.

JANDARMA DURDURMAK İSTEDİ

Yeniden yola çıkmanın vaktiydi. Ancak kısa bir süre sonra Ilgaz yolunun çıkışında beklenmedik bir olay yaşandı. Başbakan’ın makam aracı ile koruma araçları jandarma tarafından durdurulmak istendi. Yıldırım derhal, “Durmayın, devam edin” talimatı verince konvoy hızla jandarma noktasından uzaklaştı. Arkalarından ateş sağanağı başladı.

Başbakan, ani bir kararla bu kez Kastamonu yerine tam ters istikamette yer alan ve Ankara’ya daha yakın bulunan Çankırı’nın Ilgaz ilçesine doğru yön değiştirdi. Geceyi burada kaymakamın evinde geçirmeye karar verdi. Ankara’daki gelişmeler gece boyu buradan telefonla takip edildi.

Gün ağardığında yeniden yola çıkan Başbakan, 16 Temmuz günü saat 11.00’de yani 12 saatin sonunda Çankaya Köşkü’ne ulaştı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.