Bu haber kez okundu.

Ölüm nedeni havasızlık ama şüphe bitmiyor
Tavşançalı beldesinde, kullanılmayan bir evde, derin dondurucu içinde ölü olarak bulunan 4 kardeşin cenazeleri, Ankara Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsinin ardından, ailelerine teslim edildi. Ön otopsi sonuçlarına göre, 4 kardeşin havasız kalarak hayatlarını kaybettiği ve şüpheli bir durumun olmadığı belirtilirken, çocukların amcası Mustafa Üçer ise soruyor: “Dolapta 3-4 saat kalmışlar. Benim mantığım almıyor, o dolabın kapağı nasıl kapandı? Çocuklar oraya nasıl girdi? Kapıyı üzerlerine nasıl örttüler? 
Bu çocuklar o dolaba nasıl sığdı?”
Keçiören’deki Ankara Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemi, dün öğle saatlerinde tamamlandı. Cenazeler, kapı önünde bekleyen çocukların amcası Mustafa Üçer ve Ak Parti Konya Milletvekili Özkan Öksüz tarafından teslim alındı. Daha sonra da toprağa verilmek üzere Konya’ya gönderildi. 
Otopsinin ardından yapılan ilk belirlemelerde, 4 kardeşin kaldıkları dolabın içinde havasızlıktan dolayı hayatlarını kaybettiği ve ölüm olayına ilişkin şüpheli bir durumun olmadığı kaydedildi. Adli Tıp Kurumu yetkilileri, kesin raporu, cesetlerden alınan kan ve doku örneklerinin incelenmesinin ardından hazırlayacak.

Çocuklar nasıl sığdı?

Ön otopsi sonuçları çocukların “havasızlık”tan dolayı hayatlarını kaybettiğini gösterirken, amca Mustafa Üçer ise şüpheli durumun hâlâ devam ettiğini söyledi.
 Üçer, “Dolapta 3-4 saat kalmışlar. Benim mantığım almıyor, o dolabın kapağı nasıl kapandı? Çocuklar oraya nasıl girdi? Kapıyı üzerlerine nasıl örttüler? Onları bulduklarında iki büklüm yatıyorlarmış. Tek şüphem, bu çocuklar o dolaba nasıl sığdı” diye konuştu. Çocukların babası Mehmet Üçer’in kimseyle husumetinin olmadığını belirten Üçer, “Kardeşim karıncayı incitmez” dedi.
Kardeşinin yaşadığı evin bulunduğu bölgede kimsenin yaşamadığını söyleyen Üçer, “Beşinci çocuk yok. Dördü oraya nasıl girdi? Şüphem var” diye konuştu.
 
Onların oyuncakları bile tahtadandı

Konya’da, metruk bir evdeki derin dondurucuda cesetleri bulunan dört küçük kardeşin ölüm şekli inanılması zor bir dram... Ama ailenin bugüne kadar yaşadıkları hayat da yapboz gibi çözülüyor; oradan da büyük dramın küçük parçaları çıkıyor.
Mehmet Üçer 40 yaşında... Ali Ağa Yaylası’nda bir çiftlikte çobanlık yapıyordu. Nazmiye Aktaş’la nikâhsız olarak yaşıyordu. Dediğine göre resmi nikâh yapmaya parası yoktu. Dört çocukları oldu. Önce Ozan... 11 yaşında... Sonra Ebru (9), Aynur (7) ve 4 yaşındaki Saime...
Önceki gün saat 11.00’de oyun için evden çıktı dört kardeş. Ama uzun süre görünmediler... Anne Nazmiye Aktaş merak etti. Önce 2 kilometre uzaklıktaki Kırklar Yaylası’nda çobanlık yapan kayınbiraderi Mustafa’yı aradı. Orada değillerdi.
Bu kez durumu eşi Mehmet Üçer’e bildirdi. Baba Üçer, çevrede arama yaparken, patronu Ömer Dağhan da otomobille Kırklar Yaylası’na doğru yola çıktı.
Evin 300 metre uzağında, Hacı Akat’a ait, sadece kış aylarında köy odası olarak kullanılan eve baktı. Dağhan, odada eni ve yüksekliği yaklaşık 1.5 metre olan, bir kapağı çivilenerek sabitlenmiş iki kapılı sanayi tipi buzdolabının içinde dört kardeşin cesedini buldu. Ardından Mehmet Üçer’i aradı. Baba çıkardı o minik vücutları içeriden...

10 gün önce çivilenmiş

Buzdolabının iki kapısının her zaman açık olduğunu, 10 gün önce baktığında ise sağ kapısının çivilenerek sabitlendiğini anlattı sonra baba Üçer... “Aklıma hiç buzdolabına girebilecekleri gelmemişti.?İlk arama yaparken ben o eve baktım ama çocuklar yoktu. Böyle olacağını bilseydim, kapaklarını kapatırdım. Kapak kapandıktan sonra içeriden açmak mümkün değil.”
Ozan Uzunkaya İlköğretim Okulu 5’inci sınıfa gidiyordu, kardeşi Ebru ise 3’üncü sınıfa... Ozan’dan geriye, geçen yıl ödev olarak ev, ağaç, anne, baba ve bebek arabası bulunan, üzerinde yılbaşı yazılı sulu boyayla yaptığı resim kaldı okulunun bir köşesinde... Bir de Ebru’nun kendi elleriyle yaptığı tahtadan oyuncak... 
Şimdi baba Mehmet Üçer ile eşi acısıyla baş başa... Birbirlerini teselli etmeye çalışıyorlar. Çocuklarının okuyup hayatlarını kurtarmasını istediğini anlatıyor, onların ölümleriyle yarım kalan hayallerine ağlıyor: “Yavrularımın kendi elleriyle yaptıkları tahta oyuncaklarını görünce daha çok üzüldüm. Çünkü onların oyuncağı bile tahtadandı. Ben çocuklarımın okuyabilmesi için 8 yıldır ayağıma ayakkabı bile almadım.”



TRAKTÖR RÖMORKU MUSALLA TAŞI OLDU

Derin dondurucuda cesetleri bulunan Saime,  Aynur, Ozan ve Ebru’nun cenazeleri, dün Konya’nın Cihanbeyli ilçesine bağlı Gölyazı Beldesi’nde toprağa verildi. Baba Mehmet Üçer ile anne Nazmiye Aktaş, cenazeler getirilirken sinir krizi geçirdi. Dört kardeşin cenazeleri, evlerinin önündeki cenaze yıkama aracında yıkandı. Ardından tabutlar musalla taşı olarak kullanılmak üzere üç traktör römorkuna konuldu. Cenazeler kılınan cenaze namazının ardından Karakol Yaylası Mezarlığı’nda yan yana toprağa verildi.



YAYLADA ÜÇ EV VAR

Ali Ağa Yaylası’nda Mehmet Üçer’in evinin dışında, 6 çocuğu da yurtdışında yaşayan besici Ömer Dağhan’ın evinin bulunduğu, çocukların cesetlerinin bulunduğu üçüncü evin ise (üstte) boş olduğu belirtildi.

KAYNAK: DHA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.