Bu haber kez okundu.

1919-1920 Sevr sürecinde Kürtler 2

ŞERİF PAŞA’NIN MİSYONU

Şerif Paşa, II. Abdülhamit'in çok güvendiği Mehmet Sait Paşa’nın oğluydu. Süleymaniyeli bir Kürt olan Mehmet Şerif Paşa, Cezayir-i Bahr-i Sefid Valiliği, iki kez Hariciye Nazırlığı, Berlin Sefirliği, Şûra-yı Devlet  Reisliği yapmıştı. Oğul Şerif Paşa ise Mektebi Sultaniye’nin ardından Fransa’daki Saint-Cry Askeri Akademisi'nde okumuş, 1890'larda 'Paşa' unvanı almış, ardından Brüksel ve Paris'te Askeri Ataşelik  yapmış, 1898’de İsveç’in başkenti Stockholm’e orta elçi olarak atanmıştı. Şerif Paşa II. Meşrutiyet'in 24 Temmuz 1908'de ilanından bir ay sonra elçilikten istifa edip İstanbul'a gelecek ancak anlaşamadığı İTC’den istifa ederek Paris’e yerleşti. Bu dönemde Prens Sabahaddin’in Ahrar Fırkası’na yaklaşan Şerif Paşa’nın lakabı Fransızlar arasında ‘Beau Cherif’ (‘Yakışıklı Şerif’) İttihatçılar arasında ‘Boş Herif’ idi. e çevirerek alay konusu yaptı. 11 Haziran 1913’te Mahmud Şevket Paşa’ya yönelik suikasttan sonra İttihatçıların muhaliflere yönelik sert politikaları üzerine Şerif Paşa HİF’e yaklaştı. İttihatçıların buna cevabı başarısız bir suikast girişimi oldu.   (Paşa yerine damadı öldürülmüştü.) Bunun üzerine, Şerif Paşa, Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan ettiği 1 Ağustos 1914'te, Saint Cry Askeri Okulu’ndan mezuniyetini ileri sürerek Fransız ordusunda görev alma başvurusu yaptı ancak başvurusu kabul edilmedi. Bu tarihten sonra Şerif Paşa tüm enerjisini bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasına hasretti. Ancak İngilizler, Şerif Paşa’nın Kürtlerle organik bağının çokta koptuğunun, hatta Kürtçe bilmediğinin farkındaydılar. Yine de o tarihlerde daha uygun bir aday yoktu yakınlarında.

 (Şerif Paşa ve Bogos Nubar Paşa)

BİNBAŞI NOEL’İN MİSYONU

Daha önce Hindistan ve İran’da görev yapan ve bu arada Kürtçe öğrenen Binbaşı Noel’e gelince, 1919 yılında Britanya’nın İstanbul Sefareti Müsteşarı Hohler’in merkeze yazdığı bir rapordan öğrenelim nasıl biri olduğunu: “Benim sorunum Kürtler. Noel, Bağdat’tan buraya geldi. Çok iyi insan, çok güçlü biri. Fakat, diğer bakımdan da Kürtlerin peygamberi olmak istiyor. Kürtler gibi kimse yoktur, onlar çok asil, çok iyiler diyor. Ermenilerin ise değersiz ve hilebaz oldukları görüşünde. Kürtler hiç Ermeni öldürmedi, aksine onları korudular, fakat Ermeniler Kürtleri öldürdüler, diyor. Korkarım ki, Noel bir Kürt Lawrenci olabilir. Mezopotamya şimdi bizim olduğuna göre ona bir Kürt devleti kurdurup kuzey dağlarını böylece koruyabiliriz. Binbaşı Noel, bir ‘Kürt Lawrence’dir!”

Aynı günlerde İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Sir A. Calthorpe, Britanya Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a şu gizli raporu gönderiyordu: “Binbaşı Noel, Kürt şefleriyle görüş birliğine varırsa, bundan büyük faydalar sağlayacağını söylüyor. Bunlar, İstanbul’da Abdülkadir ve Bedirhan ve daha az önemli bazı kişilerdir. Bunlar, şüphe uyandırmamak için Noel’den ayrı olarak Kürt bölgesine gidecekler. Türkler, Paris’teki sulh konferansına Kürtlerin de geleceğinden korkuyorlar. Kürtler henüz Mustafa Kemal’e karşı ayaklanmadı. Noel bunu başaracağından emin..”

(Binbaşı Edward W. C. Noel)

MUSTAFA KEMAL SAMSUN’DA

Peki o sırada Anadolu’da neler oluyordu? 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra, Rus işgaliyle birlikte, daha önce Osmanlı hükümetleri tarafından yerlerinden sürülen ve bir kısmı Rusya’ya geçen Rumlar Karadeniz bölgesine geri gelmeye başlamışlar ve Rum çeteleri Samsun, Merzifon, Amasya bölgelerinde örgütlenmeye devam etmişlerdi. Hatta 1918 Kasım ayı içinde Merzifon yöresindeki bazı Türk köylerini yağmalamışlardı. Hamdi adlı bir teğmenin askerleriyle dağa çıkması ve Türk köylülerini örgütlemeye başlaması üzerine İtilaf Devletleri, İstanbul’daki hükümeti, durumu kontrol etmemekle, dolayısıyla Mütareke’yi ihlal etmekle suçlayacaktı. Bunun üzerine Sultan Vahdettin Türk çetecilerini yola getirmesi için geniş yetkilerle donattığı Mustafa Kemal’in Dokuzuncu Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun’a göndermişti. Kutsal İsyan romanını yazarı Hasan İzzettin Dinamo’ya göre, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a gelen Mustafa Kemal’in ilk işlerinden biri Havza’da bölgenin namlı kabadayılarından Topal Osman Ağa ile görüşmek ve “Pontus belasından kurtulmayı Topal Osman’ın tecrübeli ellerine” bırakmak olmuştu. Topal Osman da “Siz hiç merak etmeyin Paşam. Bu Pontus Rumlarına öyle bir tütsü vereceğim ki, hepsi mağaralarda eşek arısı gibi boğulacak” demiş ve hemen işe koyulmuştu.

MUSTAFA KEMAL’İN TELGRAF DİPLOMASİSİ

Mustafa Kemal bundan böyle dikkatini Kürtlere çevirecekti. 28 Mayıs 1919’da, dört Kürt aşiret reisine çektiği telgraflarda kendisinin Sultan tarafından atandığından ve yakın bir zamanda Kürdistan’ı ziyaret etmek istediğinden bahsetmiş ve aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin işgalci Avrupalıların elinden kurtuluşu için, mücadelede kendilerinden destek istemişti. Aynı gün, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı üyesi Diyarbakır’daki Kürt Derneği’nin üyelerinden  biri olan Kamil’e bir telgraf çekti. Telgrafta, Kürt ve Türk arasındaki her nefret ve düşmanlığın felaketle sonuçlanacağı konusunda Kamil’i uyarıyor ve bundan dolayı da iki millet arasındaki birlik ve kardeşliğin korunmasını istiyordu.

11 Haziran 1919’da, Diyarbakırlı Cemil Paşazade yoluyla Kürt’lere bir mesaj gönderdi ve onlara açıkça şunu yazdı: “İngiltere, bağımsız Kürdistan haritasını Ermenilerin çıkarına kurban ediyor. Kürtler ve Türkler birbirlerinin gerçek kardeşleridir ve birbirlerinden ayrılmaları mümkün değildir. Bizim varlığımızın Kürtlerin, Türklerin ve bütün Müslümanların yardımına ihtiyacı var. Genel olarak hepimiz bağımsızlığımızı korumalıyız ve ülkemizin bölünmesine izin vermemeliyiz. Ben Kürtlere, Osmanlı Devleti’nin parçalanmaması şartı ile onların gelişmesine ve ilerlemesine vesile olacak bütün hukuk ve imtiyazın verilmesinin yanındayım.”

BURDAN DEVAM EDİNİZ >>>
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.