Bu haber kez okundu.

Yine bir üç aylar yeni bir fırsat!

TÜRKAN UYMAZ'ın haberi

Bu vakitlerde dualar geri çevrilmiyor, mağfiret kapıları sonuna kadar açılıyor, ibadet sevapları bir iken binlere ulaşıyor.

ündelik hayatımızın telaşı içinde farkında olmadan dünyalık meselelere dalıp farklı hedeflere doğru kayıp gidiyoruz. Sorumluluklarımızı satır satır yazmasak da hafızamızda şekillendiriyoruz. Çoğu zaman bedenimizi doyururken, ruhumuzu aç ve susuz bırakıyoruz. Hemen hepimizin derdi, 'yapılacak iş çok, zaman yok.' Oysa içinde bulunduğumuz zaman dilimi, ahireti kazanma yolunda engelleri çoğaltıyor, kendimizi kaybettiriyor adeta. Söz konusu engeller aslında birer imtihan, çoğu zaman dünyaya asıl geliş gayemizi unutturuyor.

Şimdi hayatımızı olumlu yönde değiştirmeye gayret etmenin tam zamanı. Rabb'imiz, asıl gayemize ulaşabilmek için kutlu zaman dilimi üç ayları fırsat olarak sunuyor. Af ve mağfiretini, nimetlerini sağanak sağanak yağdırıyor.

Peygamber Efendimiz'in (sas) Mek-ke'den Medine'ye hicretini başlangıç olarak alan ay takvimine göre "Recep, Şaban ve Ramazan" ayları, sürpriz feyiz ve bereketlerle dopdolu. Üstelik bu aylarda bulunan Regâib, Mi'râç, Berât ve Kadir geceleri, maddi ölçüyle değerlendirilmeyecek kadar ilahi ikramlarla donatılmış. Gerçek şu ki, biraz gayret, dua ve samimiyetle bu gün ve gecelerin feyzinden yararlanabilmekle, pek çok eksiğimizi telafi edebilir ve kulluk vazifelerimizi yerine getirebiliriz.

Huzur ve bereket mevsimi

Allah (cc), bazı insanları ve mekânları diğerlerinden, bazı günleri diğer günlerden ve bazı ayları da diğer aylardan daha faziletli kılmış. Mesela peygamberler diğer insanlardan daha faziletli. Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve Mescid-i Nebevî diğer mescitlerden daha kutsal. Cuma, günler arasında en özeli, çünkü Müslümanların bayram günü. Aynı bu şekilde üç aylar diye nitelendirdiğimiz Recep, Şaban ve Ramazan ayları da diğer aylardan daha hayırlı. Rasûlullah (sas) bir hadis-i şerifinde; "Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır." buyurmuş. Ayrıca Peygamber Efendimiz, Recep ayı girince, "Allah'ım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl! Bizi Ramazan'a ulaştır." diye dua edermiş.

Sair vakitlerde hayır ve hasenata on sevap veriliyorsa; Recep, Şaban ve Ramazan aylarında kat kat fazla sevap veriliyor. Mesela başka zamanlarda okunan bir Kur'an harfi için on sevap yazılırken Recep ayında yüz. Şaban'da üç yüzü aşıyor. Ramazan'da bine çıkarken, Kadir gecesinde de otuz bine ulaşıyor. Düşünürsek, bu mübarek vakitlerin ahiret ticaretinde ne derece kıymetli bir fırsat olduğunu anlayabiliriz.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Aydüz, üç aylardan istifade etmemiz gerektiğini ifade ediyor. Aydüz'e göre, bu mübarek aylarda Allah'a yakınlaşmanın püf noktaları var: Ahirete yönelik amellerini diğer vakitlere nispetle arttırmak, nafile ve kaza namazı kılmak, nafile oruç tutmak, daha fazla dua etmek, zikretmek, tövbe ve istiğfarda bulunmak, Kur'an ikliminde bulunmak, hayırlı ilme yönelmek, yetim, kimsesiz, fakir ve yoksullara daha fazla yardım etmek.

Semaya kalkan el boş çevrilmiyor

Mübarek gün ve geceler Recep, Şaban ve Ramazan'ın önemini daha da artırıyor. Regâib gecesi, Recep ayının ilk cuma gecesine; Mi'râç gecesi, Recep ayının yirmi yedinci gecesine; Berât gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesine, Kadir gecesi ise kuvvetli rivayetle Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlıyor. Regâib ve Mi'râç geceleri Recep ayını; Berât gecesi Şaban ayını; Kadir gecesi ise Ramazan ayını taçlandırmış, bereket ve rahmetini zirveye taşımış.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Dr. Vehbi Karakaş, üç ayların rahmetinden istifade etmenin yolunun mübarek geceler hürmetine kabul edileceğimize yürekten inanarak tövbe etmekten geçtiğini hatırlatıyor. Karakaş'a göre bu mübarek zaman dilimlerini fırsat bilerek, günahlara veda edip, Allah'a dönmek birinci vazifemiz. Sonrasında Kur'an'ı okuyup anlamak ve yaşamak için çaba göstermemiz gerekiyor.

Uç ayların, insanî özelliklerin olgunlaşmasında rolü büyük. Zira mübarek gecelerin rahmetinden istifade yolunu tutan kişi, Ramazan ayında her türlü kötülükten kendini uzak tutuyor. Nihayet Kadir gecesinde ibadetleri ve tövbesiyle manevî hazza ulaşabiliyor.

Efendimiz döneminde 'üç aylar'...

Hz. Peygamber'in (sas) devrinde her Müslüman beş vakit namazı eksiksiz ve mümkün mertebe camide, değilse başka mekânlarda cemaatle kılarlarmış. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, Efendimiz ve ashabının yaşantısını anlatıyor: "Onlar sadece belli geceleri kutlayan Müslümanlar değildi. Her yerde, her zaman Kur'an ve sünnetin ölçüleriyle oturup kalkan, her geceyi mübarek bilen Müslümanlardı. Ahlak ve takva onlara hâkim olmuştu." Altıntaş, üç aylarda Hz. Peygamber'in ve ashabının oruç, namaz, istiğfar, zikir, itikâf, sadaka ve zekât gibi ibadetlerde yoğunlaştığını, yaşantımızda o devri örnek almamız gerektiğini ifade ediyor.

Pazartesi ve perşembenin hikmeti

Oruç, kulluğu hatırlatan, insanı yüceltip Allah'a yaklaştıran ibadetlerden biri. Üç ayların feyzinden istifade edebilmek için belirli günlerde nafile oruç tutmak gergkiyor. İlahiyatçılara göre; üç ayların tamamını peş peşe oruçlu geçirmek sünnette olmayan, uydurulmuş bir davranış biçimi. Sünnet olduğunu düşünerek bunu yapmak, oruç aylarını bir bakıma üçe çıkarmak doğru değil, bazı günlerinde oruç tutmak çok daha faziletli. Pazartesi ve perşembe günleri tercih edilebilir. Buhârî ve Müslim başta olmak üzere çoğu hadis kitaplarında yer alan hadise göre, Âişe annemiz, Rasûlullah'ın (sas) Ramazan dışında bir ayı tam olarak oruçlu geçirdiğini görmediğini ancak Şaban ayında başka aylarda tutmadığı kadar nafile oruç tuttuğuna şahit olduğunu belirtmiş.

Rivayetlerden pazartesi ve perşembe günleri oruç tuttuğunu ve bu günlerde oruç tutmanın gerekçelerini öğreniyoruz. Bir rivayete göre kendisine pazartesi günü oruç tutmanın neden faziletli olduğu sorulduğunda: "O gün dünyaya geldiğim ve peygamber olduğum gündür." buyurur. Bir başka rivayete göre; pazartesi ve perşembe günleri ameller Allah'a arz olunur, bu nedenle Efendimiz bu günlerde oruçlu olup amellerinin arz olunmasını istemiş. Ayrıca Hz. Âişe validemiz Efendimiz'in pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya özen gösterdiğini söylemiştir. Bütün rivayetleri hikmet bağlamında değerlendirecek olursak; bu günler Hz. Peygamber'in büyük doğumunun gerçekleştiği ve kendisine 'Risalet' görevinin verildiği bir gün olması açısından önemli. Bizi sorumlu tuttuğu amellerin O'na arz edildiği bu iki günde oruçlu olmak, amellerimizin kabul edilmesine bir vesile olabilir. Bu nedenle mümkün olduğu kadar bu iki günü oruçlu geçirmek, alışkanlık haline getirilmeli.

Üç ayları nasıl değerlendirmeliyiz?

Üç aylar, kulluğunuzu gözden geçirmek için iyi bir fırsat olabilir. Öncelikle manevi hayatınızdaki eksiklerinize dair bir liste oluşturun. Hatalarınız için affedileceğinize dair tam bir imanla tövbe istiğfar edin.

Üzerinizde kul hakkı varsa ve maddî bir şeyse onları sahiplerine hayattaysa teslim edin. Değilse, onlar adına hayır hasenat yapmayı hedefleyin.

Kuran iklimine girebilmek için her gün az da olsa düzenli Kur'an-ı Kerim okuyun. Kur'an'dan bir bölümü mealiyle birlikte okumayı alışkanlık haline getirin. Kur'an okumayı bilmiyorsanız, yaşınız ne olursa olsun öğrenmeye karar verip başlayın. Her harfe ayrı, kat kat sevap yazıldığını düşünerek bilmediğiniz sureleri ezberleyin.

Hz. Peygamber'in yaşantısını, O'nu anlatan kitaplardan okuyun. Gün içerisinde bazı sünnetleri uygulamaya çalışıp, sünnetlere bağlılığınızı artırmaya gayret gösterin.

Namaz ibadetinin olmadığı bir hayatın karanlık ve ölü olduğunu hatırlayıp kusursuz namaz kılmaya gayret edin. Bu hususta zorlanıyorsanız namazı anlatan kitaplardan istifade edin.

Fakir, öksüz ve yetimlerle gönül köprüleri kurmaya çalışın. Zekât ve sadaka ibadetini ihmal etmeyin.

Teheccüd namazını ve diğer nafile ibadetleri çocuklarınızla birlikte artırın.

İmkân ve vaktiniz olduğu ölçüde cami cemaatinin müdavimi olmaya gayret gösterin.

Sıla-ı Rahim (akraba ziyareti), Allah'ın hoşuna giden ibadetlerdendir. Yakın akrabalarınızı, komşularınızı ve dostlarınızı O'nun rızası için ziyaret edin. Bu mübarek günlerde kabir ziyaretinin de çok faziletli olduğunu unutmayın.

Dua, müminin zırhı, Peygamberi-miz'in sünnetidir. Evden çıkarken, eve giderken, yolda, işte, boş zamanlarınızda dua edin. Allah'a şükretmeyi, O'nun isimlerini zikretmeyi, tefekkür etmeyi çokça yapın. Zira Allah, duaya kalkan elleri boş döndürmez.

***

Evde üç aylar atmosferi oluşturabilirsiniz

Üç aylar, geldiğini hissettirir. Mübarek gecelerde bilhassa cuma ve kandil gecelerinde camiler dolup taşar. Radyo ve televizyonda Kuran ve mevlit okunur. Çarşıda kandil simidi satılır. Müminler, kandil gecelerini kutlarken telefonlar kilitlenir. Kadınlar tatlı, helva ve kandil simitleri yapıp komşulara dağıtır. Bütün bunlar toplumda bir bayram havası estirir.

Prof. Dr. Davut Aydüz'e göre, evde de aynı atmosferi oluşturmak gerekiyor. Bunun için, çocuklara küçük yaşlardan itibaren bu mübarek gecelerin önemini anlatabilirsiniz. 'Kandil hediyesi' diye küçük hediyeler alıp onları sevindirmek, üç ayların hatırlarında kalması için ipucu. Dini konularda bilgisi iyi olan kişileri davet edip evde ilim meclisi oluşturabilirsiniz. Çocukların gözü önünde her zamankinden daha fazla Kur'an okur, cemaatle namaz kılar, fakirlere hürmetle sadaka ve zekât verirseniz, doğruyu öğreneceklerdir. Aydüz'e göre, aile fertleri arasında hayırlı işlerde yarışmak, bu çok sevaplı ibadet aylarından istifade etmeye yardımcı olur.

ZAMAN - PAZAR

Kaynak : haber7.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.