Bu haber kez okundu.

Cemil Çiçek: İlk kez utanmaya başladım

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, rahatsız olduğu bir siyasi dönem içinde olduğunu belirterek, ''Şunu sormanız lazım Batı sorar bunu. Nedir o? Biri senin kesenden ağalık yapıyor, 'Şunu vereceğim, bunu vereceğim' diyor. Verebilir mi veremez mi?'' dedi.

Bakan Çiçek, Ankaralı Sanayici ve İşadamları Derneği (ASAD) üyeleriyle biraraya geldi.

Çiçek, yaptığı konuşmada, hükümet olarak Türkiye'nin gelişmesinde ve büyümesinde istikrara büyük önem verdiklerini anlattı.

İş adamlarının istikrarı sağlayacak partiye oy vermeleri gerektiğini ifade eden Çiçek, ''İstikrar kiminle olacaksa iş adamlarısınız nasıl kendi bilançonuzu çıkarıyorsanız siyasetçilerin de bilançonuzu çıkarın. Çünkü şu an sizin için yeni olan bir siyasi parti yok. Hepsi şu veya bu şekilde son söylediklerine bakmayın, son söylediklerini geçmişleriyle birleştirerek bakın doğru olan odur. Seçim zamanının vaatleri bir saadet zincirine dönüşmesin sonra hep beraber sıkıntıya gireriz. Kaldı ki 60 sene içinde bu kadar sıkıntı yaşamış iş dünyasının da bu konudaki tavrının çok belirleyici olduğunu düşünüyorum'' dedi.

İleri demokrasinin en önemli özelliğinin ''hesap sorulabilirlik'' olduğuna dikkati çeken Çiçek, muhalefete de iktidara da hesap sorulması gerektiğini belirtti. Çiçek, şöyle konuştu:

''Hesap sorun ki, siyaset meydanı palavraya, hesapsız kitapsız vaatlere ve siyaset kurumunu da yerin dibine batıran kalitesiz siyasete sahne olmasın.

Ben şahsen rahatsızım. Şu kadar zaman siyasetin içindeyim, bu dönem kadar rahatsız olduğum bir siyasi dönem olmadı. O konuşmalardan utanıyorum, söylenenlerden utanıyorum, vaatlere bakıyorum utanıyorum. Şunu sormanız lazım Batı sorar bunu. Nedir o? Biri senin kesenden ağalık yapıyor, 'Şunu vereceğim, bunu vereceğim' diyor. Verebilir mi veremez mi? Yani ben 5 bin fazla veririm diyenlerin, yaşanan gerçeklerden yola çıkarak söylüyorum. Ya sen kimin kesesine bunu yapıyorsun. Hepiniz iş adamısınız en yakınınız bile dese, çalıştırabileceğinizden fazla 5 tane adam alamazsınız. Ama bu memlekette 38 yaşında emeklilik oldu, kimsenin sesi soluğu çıkmadı. 38 yaşındaki bir adam, 73 yaşına kadar oyunu bana silah olarak kullanacak, diyecek ki ben 25-30 sene rahat hayat yaşayacak. Ya devletin verdiği para sizin paranız, oraya verirsem teşvike, alt yapıya, enerji santraline para kalmıyor.''

-''SOSYAL GÜVENLİK DENGESİNİ BOZDULAR, HALA TUTTURMAYA ÇALIŞIYORUZ''-

''Günümüz dünyasının en temel problemi iyi yönetimdir'' diye konuşan Çiçek, Türkiye'nin sosyal güvenlik dengesinin geçmişteki yönetimler nedeniyle bozulduğunu, geçen yıl bütçeden aktarılan paranın 56 katrilyon olduğunu bildirdi.

Çiçek, ''Biz bu dengeyi nasıl tutturabiliriz? 2035'den evvelden de bu dengeyi tutturma şansımız yok. Böylesine bir kepazelik ortadayken kimse bu yanlışın karşısında durmadığı gibi 'yaşa varol baba' Baba aldı gitti, kaldı gelecek hükümetlere'' diye konutu.

Ülkede yanlış yapma lüksünün olmadığını vurgulayan Çiçek, ''Ülkenin geleceği üzerinde oy pazarlığı yapmak kadar bayağı bir siyaset olamaz. Bunu yapan da adam gibi siyasetçi olmaz'' dedi.

Tek başına istikrarın da yetmediğini, doğru yol haritalarının yapılması ve toplumla bütünleşmek gerektiğinin altını çizen Çiçek, 8,5 yıllık iktidarlarının en önemli tarafının iktidarın arkasında önemli bir desteğin olması söyledi. Bunun kurumsal bir hale gelmesi gerektiğini belirten Çiçek, bu noktada sivil toplum kuruluşlarını da önemsediğini söyledi.

Bakan Çiçek, Türkiye'de rakamsal istikrarın olduğunu ancak siyasi yönden istikrarı temin etmekte ciddi zorluklar yaşandığına dikkati çekerek, ''Bu nereden kaynaklanıyor? Evvela onu iyi bilmek lazım. Bu yönde de sizlerden katkı bekliyoruz. Türkiye'de seçilmiş insanların rakamsal çoğunluğu elde etseler bile gerçek anlamda demokratik istikrarı sağlayamamasının özünde bugünkü anayasa yatıyor. Son kullanım tarihi geçmiş bir anayasa ile Türkiye modernleşme, çağdaşlaşma, ileri demokrasi adına ne söyleyeceksek, yoluna bununla devam edemez'' diye konuştu.

-HÜKÜMETİN CESARETİNE KİMSE BİR ŞEY SÖYLEYEMEZ''-

Çoğu zaman bu anayasanın çıkardığı sorunları konuşma imkanının bile bulunmadığını belirten Çiçek, ''Çünkü konuştuğunuz zaman dananın kuyruğu kopar, faizler yükselir, döviz artar. Yani konuşma konusunda bir cesaret eksikliğimiz olduğundan değil, herkesin kabul etmesi lazım ki bu hükümete herkes birşey söyleyebilir, ama cesaretine hiç kimsenin bir şey deme hakkı yoktur. Çünkü biz varken çoğu yoktu. 27 Nisan bunun çok açık örneğidir. Hadi 27 Nisan geç vakitti kimse farketmedi ama 28 Nisan'da kaç kişi bildiri yayınladı, 'benim seçtiğim hükümete ne demeye hakkın var' diye'' dedi.

Çiçek, şunları kaydetti:

''Seçim zamanları bir özeleştiri zamanıdır. Herkesin özeleştiri yapması lazım, 'ben neredeydim nerede duruyorum' Siyaset kurumu nerede nasıl duruyor. Ortalık aydınlanınca demokrat geçinen bir alay adam var. Onlara ben 'hödük' dedim. 'Başbakan Yardımcısı nasıl hödük der', özellikle köşe yazarları açısından ona bir bakın. Biz açıklama yapıncaya kadar herkes rampa yaptı bir tarafa. Ne zaman ki biz çıktık açıklama yaptık, ondan sonra herkes yavaş yavaş piyasaya çıkmaya başladı. Demek istediğim şey, bu anayasa ile demokratik istikrarı sağlamak mümkün değil. Bu seçimlerde de tek başına iktidar olmak yetmiyor.''

Mevcut anayasanın özünde çok dramatik, iktidar için zorluklar içeren bir sistem olduğunu ifade eden Çiçek, ''Onun için yaşadığımız bir çok gerginliklerin temelinde bu anayasadaki dengesizlikler yatıyor. Ne öncelikleri uyuyor, ne felsefesi uyuyor, ne kurumlararası ilişkiler, kuvvetleri birbirine dengeleyen bir yapısı yok. Siyaseti ikinci palana iten, merdiven boşluğunda siyaset yapılacak dar bir alan bırakan, onun dışındaki kısımları bürokrasiye ki o bürokrasinin yapısı da bellidir. Size hiç birisi hesap vermez'' diye konuştu.

Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biz bu anayasayı değiştirelim dedik. Anayasa'dan nemalanan, anayasadan kendisine kale, şato oluşturmuş olanlar vay sen misin böyle bir değişikliği getiriyorsun? Vatandaşın iradesini anayasaya yansıtacaksın, ben de seninle ilgili kapatma davası açarım. Halbuki tüm anayasa kitaplarında şu cümleyi görürsünüz. 'Anayasalar bir toplumun devletten beklentileridir'. Özgürlük, hak beklentisidir, güvenlik beklentisidir. Bugün yaşadığımız sıkıntının temelinde bu var ve bunun bedelini de büyük ölçüde iş dünyası ödüyor. Önünüzü göremezseniz yatırım yapamazsınız, yatırım yaparsınız bir anayasa fırlar, aslında fırlayan Başbakan filan değildir. Fırlayan, iş dünyasının taşın altında olan insanların başınadır. Ondan sonra da arka arkaya iflaslar, vesaireler... ''

-''ALTI AYDA YOLUNA SOKAMAZSAK BU İŞ KALIR''-

Her partinin geçmişteki seçim beyannamelerinde anayasayı önemsediğini, bunu taahhüt olarak topluma verdiğini anlatan Çiçek, şöyle devam etti:

''O halde bunu taahhüt olarak topluma veriyor. Biz veriyoruz. Şu an hala benim başkanlığında dar kapsamlı bir komisyon, bütün çalışmaları da takip ederek, biz 13 Haziran sabahı yepyeni bir anayasa yapmaya varız. Biz tembel talebe değiliz. İmtihan gecesi çalışan haylaz talebe de değiliz. Biz dersimize çalıştık. Biz bunu biliyoruz. İmtihana girmeye hazırız millet önünde. Şimdi CHP, arkasında durabilirse 'biz de yeni anayasaya varız' dedi. İyi. MHP henüz bir şey demedi, 'AK Parti ne diyor' diyor. Kendisini benden tanımlayacak. Böyle bir siyasi tembellik olur mu? Herkes kendi kendini tanımlar. Kendi ürününü ötekine bakarak tanıtmak olur mu? Siyaset kurumu bu işte sınıfta kalmıştır. Hiçbirinin ciddi bir hazırlığı yoktur.''

Sivil toplum kuruluşlarının partilerin bu taahhütlerinin arkasında olmasını isteyen Çiçek, bunun seçim öncesi bir vaad olmaktan çıkıp yeni parlamentonun en öncelikli meselesi olması gerektiğini söyledi. Çiçek, ''Biz bunu altı ayda bu işi yoluna sokamazsak bu iş kalır ben size söyleyeyim'' diye konuştu.

-''EKONOMİST DERGİSİNİN MANŞETİ''-

Bakan Çiçek, gelecekteki süreci yeni milletvekili tablosunun tayin edeceğini, içeride ve dışarıda kendilerinden rahatsız olanların AK Parti'nin anayasayı değiştirecek güce sahip olmaması için milletvekili sayısını az çıkarması için içeride ve dışarıda kampanya yürütmeye başladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

''Ekonomist dergisinin manşeti, onunla ilgili yazılanlar da bunun içindir. O zaman kontrolsüz güç haline geliyormuş da falan da... Bunlar kimlerle içli dışlı olduğunu bildiğimiz insanlardır. Bunların arkasında olanlar, politikalarımızla ayağına bastığımız insanlardır. Bunlar devlet kaynaklarını sömürerek semizlenmiş olan insanlardır. Anadolu sermayesi ile tavır koyduğumuzdan dolayı bizden rahatsız olan insanlardır. Biz bunları biliriz. Bunlar 28 Şubat'la iç içe olanlardır. 27 Nisan'ın da kışkırtıcısı olanlardır. O nedenle yeni bir anayasa bu gibi hegemonyaları ortadan kaldıracak, halkın beklentisi neyse bunu en temel yasa haline getirecektir.''

Konuşmasında, AK Parti'nin 2023 Vizyonuna değinen Çiçek, Ankara'nın yeni projelerini de anlattı.

-''OSTİM ESNAFI ANKARA METROLARINA TALİP''-

Anadolu İşadamları Federasyonu (ANFED) Başkanı Doğan Kaynak da Türkiye'de Anadolu sermayesinin güçlenerek yoluna devam ettiğini ifade etti.

2006'dan itibaren boş bir alan gördükleri Afrika'ya ticaret yapmaya başladıklarını anlatan Kaynak, ''Afrika'dan tüm dünyaya yayılmak istiyoruz'' dedi.

Hükümetin girişimleriyle bazı ülkelerde vizenin kaldırılmasının ihracatta büyük önem taşıdığını kaydeden Kaynak, aktarmasız uçuş olanaklarının da hızlı ticarete olanak sağladığını vurguladı.

Ankara'ya yapılacak metro yatırımlarına OSTİM esnafının da talip olduğunu dile getiren Kaynak, bunun için hükümetten yardım istedi.

Kaynak : haber7.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.