Bu haber kez okundu.

Şimon Peres 102 kişinin katiliydi

Şimon Peres İsrail’in 9. Cumhurbaşkanı olduğu 2007 yılına kadar, ülkenin solcuları tarafından ‘güvecin’, sağcıları tarafından 'Oslo suçlularından biri’ olarak nitelendirildi. Ama ister solcu, ister sağcı olsun, İsrail’in bütün seçmenleri için girdiği hemen hemen bütün siyasi yarışları kaybeden bir figürdü. 

ONE MINUTE'LE TANIDIK

Sembolik anlamı dışında bir yetkisi olmayan İsrail Cumhurbaşkanlığı görevini yürütürken 2011 yılında İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesinin yaptırdığı bir kamu oyu araştırmasına göre halkın yüzde 81 tarafından onaylanan bir devlet adamıydı. 

Batı siyaset sahnesinde saygı gören Nobel Barış Ödülü sahibi Peres’i, Türk halkı ve siyasetiyse Davos’ta yaşanan ‘one minute’ kriziyle hatırlayacak. 

İsrail devletini kuran silahları satın alma sorumlusu

Özellikle hayatının son dönemlerinde ‘iflah olmaz iyimser’ olduğunu iddia edenler olmuşsa da Peres, Filistin sorununun çözülmesinin önündeki en büyük engellerden olan Yahudi yerleşim birimlerinin ilk yılmaz savunucularından, 1996 Lübnan Kana katliamının sorumlusu ve İsrail’in nükleer güç olması siyasetinin uygulayıcılarından biri olarak da tarihe geçti.

Peres, İsrail’in kurucu siyasetçileri arasında en uzun süre yaşayan ve en uzun süre siyaset yapan kişi de oldu.

1923 Polonya doğumlu Peres, ailesiyle birlikte 11 yaşındayken Filistin’e göç etti. Peres, İsrail’in kuruluşundan hemen önce, devlet kurma mücadelesine silah alımlarından sorumlu kişi olarak katıldı. İsrail kurulduktan sonra da 1950’li yıllarda, ABD ile askeri işbirliğini yürüten ekibin başındaydı. Bu dönemde ABD’de üniversite eğitimini de tamamladı.

Süveyş Savaşı'nı planladı

İsrail’in kurucusu Ben Gurion tarafından, 1956 Süveyş Savaşı'nı planlamak üzere, Fransa ile gizli görüşmelere gönderildi. Yalnızca savaşa yönelik bir anlaşma yapmakla kalmadı, Fransa’nın yardımıyla İsrail’in nükleer güç olmak için ihtiyaç duyduğu adımları da attı.

Yaşıtı birçok İsrailli siyasetçinin aksine, askerlik değil de, askerliğin diplomatik yönüyle ilgili görevlerde bulunması, kendisine yönelik eleştirilerin konusu yapıldı.

Peres, İsrail Parlamentosu Knesset’e ilk kez 1959’da girdi ve tam 48 yıl orada kaldı. 12 kez bakanlık, iki kez Başbakanlık yaptı. İsrail siyasetinde sol, ya da ortanın solu olarak kabul edilen beş ayrı partide kimi zaman başkanlık, kimi zaman başkan yardımcılığı yaptı.

Güvenlik politikalarını savunmaktan, barış politikalarını savunmaya

Peres, siyaset yaptığı ilk yıllarda İsrail’de ‘Bay Güvenlik’ olarak adlandırılmıştı. İsrail’in Batı Şeria, Gazze, Golan Tepeleri ve Sina yarımadasını işgal ettiği 1967 savaşından bir yıl sonra, işgal edilen topraklarda, Yahudi yerleşim birimlerinin kurulmasını destekledi. Ona göre Yahudi yerleşim birimleri İsrail’in gözleri ve kökleriydi. Bu dönemde yaptığı Ulaştırma, Göç ve Savunma Bakanlıkları görevlerinde de bu politikasını sürdürdü.

O yıllarda Peres, Filistin devleti kurulmasına da karşıydı. 1978 yılında yazdığı "Yarın Şimdidir’ kitabında şöyle diyordu:

"Üç yapı kurabiliriz, İsrail, Ürdün ve ikisinin birden yöneteceği yeni bir yapı."

Peres’in siyasi duruşundaki değişim 1978’de, İsrail ve Mısır arasında yapılan Camp David anlaşmasından sonra başladı. Sina Yarımadasındaki Yahudi yerleşim birimlerinin dağıtılmasını destekledi.

1981’de seçimlere girdiğinde İsrail sağcılarının tepkisiyle karşılaştı, seçim meydanlarında domates yağmuruna tutuldu, hatta planladığı bazı mitingleri gerçekleştiremedi. 1981 seçimlerinde ana muhalefet lideri oldu.

1984 yılında yapılan seçimlerde partisi en fazla oy alan parti olsa da hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu sağlayamadı ama Likud ile kurulan koalisyon hükümetinin Başbakanı oldu. Likud ile yapılan koalisyon protokolü gereği iki yıl bu görevde kaldı, sonra başbakanlığı Likud lideri İzhak Şamir’e bırakıp Dışişleri Bakanı oldu.

Bu ilk başbakanlığı döneminde, Yahudi yerleşim birimlerinin sayısını sınırlandırdı, o tarihten sonra ‘güvercin olduğu’ imajı yerleşti.

Sürekli kaybeden siyasetçi

1988 seçimlerinde partisi birinci parti değildi ama koalisyon ortağı oldu. O dönemde İsrail ağır bir ekonomik krizden geçiyordu. Öyle ki, enflasyon yüzde 450 civarına ulaşmıştı. Peres, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak kamu harcamalarını kısıtlamayı, ücretleri dondurmayı öngören piyasa merkezli liberal bir program uyguladı.

İsrail’de bilinen en yaygın siyasi şakalardan biri şuydu:

"-Peres’in kaybedeceğini ne zaman anlarsınız? -Seçimlere gireceğini ilan ettiği zaman."

Nitekim, Peres, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığı yaptıktan sonra 1992’ye kadar muhalefet lideri olarak kaldı ama İşçi Partisi Genel Başkanlığını İzak Rabin’e kaptırdı, kendisi Dışişleri Bakanı oldu. O yıllarda İsrail sağcıları tarafından, ‘taviz vermeye yatkın kişi’ olarak nitelendirildi ama bu eleştiriler 1993 yılında İsrail ve Filistin arasında Oslo anlaşmalarının yapılmasına engel olmadı. Bu anlaşma, aşamalı olarak Filistin sorununun çözülmesini ve Filistin Devleti’nin kurulmasını öngörüyordu.

"Arafat bir İsviçre saati değil"

“Bir İsviçre saati değil, garanti belgesi yok” diye tanımladığı Filistin lideri Yaser Arafat ve İsrail Başbakanı İzak Rabin ile birlikte Nobel Barış Ödülünü Oslo Anlaşmasının yapılmasına katkıları nedeniyle aldı.

Peres, o dönemde yazdığı ‘Yeni Ortadoğu’ kitabında, barış anlaşmasından sonra bölgenin hızla kalkınacağını, artan ticaretle birlikte sınırların anlamsızlaşacağı bir Ortadoğu’dan söz ediyordu. “Filistinliler en yakın komşumuz, en yakın dostumuz da olabilir” diyordu o yıllarda.

Rabin 1995 yılında İsrailli aşırı sağcı bir militan tarafından Oslo Anlaşmasını yaptığı gerekçesiyle öldürüldü. Rabin’in öldürülmesinden sonra Peres, Başbakanlık görevini devraldı, aynı zamanda Savunma Bakanlığını da üstlendi.

Kana katliamı sorumlusu

1996 yılının ilkbahar aylarında ülke seçim yarışına girdi. Peres’in rakibi sağcı Likud Lideri Benyamin Netenyahu’ydu. Peres’e yöneltilen en büyük eleştiri de yine 'güvercin’ olmasıydı.

Seçim atmosferindeki İsrail, Peres’in Başbakanlığı altında o yıllarda hâlâ işgal altında tuttuğu Güney Lübnan’da Hizbullah’a karşı ‘Gazap Üzümleri” operasyonunu başlattı. Evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 400 bin Lübnanlının 800’ü BM’ye ait Kana kampına sığındı. İsrail 18 Nisan’da Kana yakınlarından kendisine roket atıldığını iddia ederek, kampa saldırı düzenledi, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 102 sivil saldırıda öldürüldü.

 2005 yılına kadar İşçi Partisi içinde kalan Peres, kimi zaman partinin başkanlığını yürüttü, kimi zaman da güçlü rakipleri karşısında başkanlığı kaybetti. 2005 yılındaysa İsrail’de ortanın sağı politikalar savunan Kadima partisi ile birlikte hareket etti.

Peres’in kaybettiği başka bir seçim de 2000 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri oldu. Ama 2007 yılında Cumhurbaşkanı seçilene kadar aralarında Dışişleri Bakanlığının da olduğu çeşitli görevlerde bulundu.

'One minute'

Peres, İsrail Cumhurbaşkanlığı görevini yaparken 2009 yılının Ocak ayında Davos'ta, dönemin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da konuşmacı olduğu Ortadoğu panelinde, İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonunu, başkalarına da konuşma fırsatı tanımadan, sinirli bir biçimde savundu. 27 Aralık’ta başlayan Gazze’ye yönelik saldırıda binden fazla Filistinli yaşamını yitirmişti. Peres’e göre, şehirlerine füze saldırısı yapılan bir ülkenin savunma hakkıydı bu operasyon. Peres’in bu ateşli savunmasına Erdoğan ‘one minute’ diyerek itiraz etmiş ve şunları söylemişti:

"Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak; bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz! Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum."

Erdoğan bu konuşmasından sonra salonu terk etti. Daha sonraki günlerde İsrail ve Türkiye arasındaki gerginlik, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Dany Ayalon’un, dönemin Türkiye Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u kendisinden daha alçak bir koltukta oturtmasıyla yeniden derinleşti. İki ülke ilişkileri uzun süre kötü gitti. Daha sonra, Cumhurbaşkanı Peres’in ikna etmesi ve ABD Başkanı Barak Obama’nın araya girmesiyle dönemin İsrail Başbakanı Netenyahu, özür mektubu gönderdi.

Peres, Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda İsrail’in düzenlediği operasyonda on Türk öldürüldüğünde hâlâ İsrail Cumhurbaşkanıydı. Bu görevine 2014 yılına kadar devam etti.

Peres, evli ve üç çocuk babasıydı ama Cumhurbaşkanı seçildikten sonra eşi, onunla birlikte Kudüs’e gelmeyi reddetmiş, çift ayrı yaşamaya başlamıştı.

2014 yılında, cumhurbaşkanlığı görevi bitince, köşesine çekildi. Sağlığı gittikçe bozulmaya başladı. 13 Eylül 2016’de, 93 yaşında beyin kanaması geçiren Peres, 28 Eylül'de tedavi gördüğü Tel Aviv'deki hastanede hayatını kaybetti.

Kaynak; Al Jazeera

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.